İşçi ve köylü sınıfı hukuk devrimi yapamaz. Hukuk devrimini burjuva sınıfı yapar. Eğer alt sınıfların böyle bir gücü olsaydı burjuva olurlardı. Burjuva sınıfının böyle bir güce sahip olmasının sebebi mülkiyet sahibi olması ve mülkiyetin gücünü fark etmiş olmasıdır. Başka bir anlatımla materyalist olmasıdır. Daha gerçekçidir ve hayali fikirlerden uzaktır. Alt sınıfların soyunda ve gündelik hayatında mülkiyet olgusu yoktur. Bu yoksunluk onların dine yönelmelerine neden olur. Din onların mülkiyet yoksulu olmaktan kaynaklanan acılarını hafifletir. Bu acılardan kaçarken diğer yandan hukuktan da kaçmış olurlar. Çünkü mülkiyet mücadelesinden kaçmak hukuku fark etmelerine mani olur. Şu durumda alt sınıfların mülkiyetten uzak olmaları ile hukuktan uzak olmaları arasında doğru bir orantı vardır. Onları mülkiyet sahibi yapacak güç hukuk mücadelesidir. Fakat bu mücadelenin zor ve nitelikli olması onları ideolojik mücadeleye yöneltir. Alt sınıfların ideolojik mücadelesi burjuva sınıfının çıkarları ile çatışma halindedir. Çünkü sınıfsız bir toplum kurmak mümkün değildir. Alt sınıfların ideolojik mücadelesi üst sınıfların statüsünü tehdit eder. Bu çatışma burjuva sınıfı hukuk devrimi yapana kadar devam eder. Alt sınıfların hukuk devrimi yapması ideolojik devrimle bağlantılı olarak gerçekleşemez. Çünkü ideolojik devrim alt sınıfların statüsünü yukarıya taşımıştır. Bu statünün yeniden tartışılır haline gelmesini önleyen güç ideolojidir. Eski alt sınıf yeni üst sınıf kendisini besleyen ideolojiyle göbek bağını keserek, hukuka bağlanmak istemez. Bu aslında güç ile hukukun uzlaşmazlığından kaynaklanmaktadır. Gücü elinde bulunduran hukuk ile uzlaşmak istemez. O halde bir toplumda barışın ve huzurun sağlanması için emek ve yetenek esaslarına dayalı bir burjuva sınıfının oluşması gerekir. Böyle bir sınıfın oluştuğunun ilk işareti bu sınıf tarafından yapılan hukuk devrimidir. Bu devrim ideolojik karakter taşımaz. Mücerret seküler kaygılar ve çözümler içerir. Bu devrimi yapmak burjuva sınıfının kalıcı olmasını sağlar. Mülkiyetin istihdama ve toplumsal zenginliğe dönüşmesi için alt sınıflar ile üst sınıflar arasındaki barışın hukuk düzeni ile sağlanması gerekir. 12 Eylül 1980 tarihinde alt sınıfların hareketi bir gecede yok edilmiştir. Çünkü bu hareket burjuva desteğinden mahrum ve hukuk sorununu ideolojik yoldan aşmaya çalışan bir hareketti. Karşısında burjuva ile işbirliği yapmasını sağlayacak bir güç yoktu. Bilakis karşısında burjuva ile hukuk dışı işbirliği yapan bir güç yani bürokratik ve politik yönetim vardı. (Burjuva kendi mülkünün geliri ile geçinen sınıftır. Ücretli sınıf geliri ne olursa olsun burjuva değildir. Bu manada bir profesör veya general hiçbir zaman burjuva olamaz. Bu nedenle rüşvet hukuksuz yönetimlerde burjuva sınıfına geçmenin bir yoludur.) Bugünkü Türkiye’de hukuku fark etmiş bir burjuva sınıfı vardır. Bu nedenle hukuk devriminin yapılmaması için bir neden yoktur. Ekonomik ve toplumsal istikrar siyasi garantilerle sağlanamaz. Bunun için hukuksal garanti gerekir. Sermaye hukuk garantisi olmadığı sürece yatırıma dönüşemez. Yatırıma dönüşmeyen sermaye siyasi tehdit altında yaşar ve alt sınıflarla paylaşılmadığı için husumet unsuru haline gelir. Böyle bir toplumda alt sınıfların ideolojik arayışları bitmez. Bu arayışlar düzenin devamlı anarşi tehdidi altında yaşaması demektir.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder