29.8.2009 tarihinde ıraklı şii lider El Hekim'in cenazesi ırakın Necef şehrinde, Kennedy'nin cenazesi ise amerikanın boston şehrinde bir kilisede kaldırıldı. El hekim yandaşları birbirini ezerek mahşeri bir kalabalıkta cenazeyi taşımaya çalıştılar. Öyle ki izdihamda onlarca insanın ölmesi bile işten değildi. Birbirini ezecek gibi yürüyen, sel gibi akan kalabalığın ortasında cenaze tabutu adeta ağaç kütüğünü andırıyordu. Cenazi töreni demekten çok şuursuz ve örgütsüz bir kalabalığın disiplinden ve nizamdan yoksun bir sosyal vazifeyi yerine getirmeye çalışması söz konusu idi. Bir cenazeyi kaldırırken bile birbirine giren, sosyal hayatı ideolojilerin sırtında bireyleşemeden yaşayan, her biri adeta devlet geçinen insanlardan oluşan bir toplumun her zaman sosyal anarşiye gebe olduğunu söylemek için herhalde kahin olmaya gerek yok.
Öte yandan Kennedy çiseleyen yağmurun altında Tanrının evi gibi duran mütevazi bir kilisede yapılan törenle öteki dünyaya uğurlandı. Tören kilisenin içinde yapıldı. Tüm yaşayan devlet başkanları ve kennedy'nin yakınları cenazede onu anlatan konuşmalar yaptılar. Son derecede saygılı ve disiplinli bir ortamda geçen tören sırasında ara sıra kiliseyi dışarıdan gösteren kamera arabaların üzerine düşen yağmur damlacıklarını da ekrana getiriyordu. Müslümanlara göre yağmur tanrının af işaretidir. Eğer yağmur yağarsa Tanrı yağmur alan bölgede yaşayan insanlara rahmet etmektedir. Necef te su bile yokken Kennedy'nin cenazesi sırasında yağmur çiseliyordu. Tanrı yarattığı insanların birbirlerine olan saygısına saygı duymaktaydı. O insanlar tanrının istediği gibi yaşıyorlar ve birbirlerine hürmet gösteriyorlardı. Gerçekten de son dine inanan insanların birbirine girerek cenaze kaldırmaya çalışmaları ve birbirlerini inanç aykırılığı nedeniyle yok etmeye çalışmaları, buna karşılık güya batıl din olan hristiyanlığa inananların insanca yaşamaları ve ebediyete intikal etmelerini nasıl yorumlamak gerekir? Burada müslümanların kendilerini ve inançlarını sorgulamaları ve biz nerede yanlış yapıyoruz demeleri gerekmez mi? Müslümanların uyanmalarını engelleyen ve dini onların üstüne despot bir rejimi görmelerini engellemek için örten din adamları güruhu olduğu sürece bu sorun çözülebilir mi?
Müslüman olduklarını iddia edenlerin dini, hukuksuz despot rejimlerin üstünü örten, legalleştirmeye çalışan bir doktrin olarak kullanmaktan vazgeçmeleri gerekir. Sorunun aslında dinle alakası yok. Sorun hukuka dayalı bir toplum inşa edilmesi meselesinden ibaret. Din hukuksuzluk sorununun perdelenmesi için doktrin tüccarları tarafından çok iyi bir şekilde kullanılıyor.
Müslüman olduklarını iddia edenlerin dini, hukuksuz despot rejimlerin üstünü örten, legalleştirmeye çalışan bir doktrin olarak kullanmaktan vazgeçmeleri gerekir. Sorunun aslında dinle alakası yok. Sorun hukuka dayalı bir toplum inşa edilmesi meselesinden ibaret. Din hukuksuzluk sorununun perdelenmesi için doktrin tüccarları tarafından çok iyi bir şekilde kullanılıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder