Anayasal düzen toplumu oluşturan bireylerin ve grupların bir hukuksal metin üzerinde mutabakat sağlaması anlamına geliyor. Böyle bir mutabakatın olması için ortada mutabakatı yapacak iradeye ve özgürlüğe sahip süjelerin olması gerekiyor. Akla dayalı özgürlüğü rehber edinmiş bir medeniyetin insanları olmadığımız sürece anayasal düzen bizim ilgi alanımıza giremez ve anayasal düzenin kurucu gücü içinde yer alamayız. Anayasal düzen bize bu gücü vermeli ki geleceğini garanti altına alabilsin ve halka dayalı olabilsin. Aksi halde anayasayı koruma görevini halka vermek mümkün olmayacaktır.
Anayayı korumak o kadar önemlidir ki bu toplu halde insan gibi yaşamanın birinci şartıdır. Halkı anayasayı koruyacak bir güce ulaştırmanın şartı onu özgür ve hak sahibi yapmaktır. Demek ki özgür ve hak sahibi bireylerden oluşan bir halka sahip değilsek anayasal düzenimizin teminatı olan bir halk ta yok demektir. İşte önümüzde duran ve bir türlü çözülemeyen sorunların temelinde bu yokluk yatıyor. Bizim anayasal düzenin farkında olan ve onu korumayı vazife edinen bir halkımız yok ve bunu sağlayacak bir anayasal ve idari yapı mevcut değil. Biri olmayınca öteki yok ve öteki olmayınca beriki yok. Bu kısır döngüyü kıracak olgu ise hukuk devrimlerinin gerçek hayata yansıtılmasına bağlı.
Hukuk alanındaki başarısızlıklarımızın temelinde yönetimin güce dayalı bir yönetim şemasına ilgi göstermesi yatıyor. Eğer yönetim hukuka dayalı bir yönetim şemasına ilgi gösterse bütün sorunlar bir kalemde çözülüp gidecek. Yönetimin belli bir azınlığın elinde olması gerekir. Bu bilimsel ve sosyolojik bir gerçektir. Halkın bu aşamadan sonra yönetme hakkını kullanması mümkün değildir. Fakat sorunun ortadan kalkması için bu yönetici azınlığın halka karşı olan eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranmasının sağlanması gerekir. Eğer yönetici azınlık hukuka uygun davranmaz ise halkın belli bir anayasal düzene bağlanması ve itaat etmekle yetinmesi, onun haklarının teminat altına alınmasına yetmez. Bu kusurun devlet yönetiminde önemli bir kusur olduğunu ve bütün devletlerin bu kusur yüzünden yıkıldığını söylemek herhalde fazlalık olur. O halde yönetici azınlığın hukuk denetimi altında olması ve halk gibi hukuka uygun davranması güçlü bir devletin olması ve sosyal huzurun sağlanması için temel şart olmaktadır.
Böyle bir devlette halkın özgürlüğü ve hakları teminat altında olacağı için anayasal düzen böyle bir halkın korumasına bırakılabilir. Aksi halde anayasal düzen yığın diyebileceğimiz halka emanet edilemeyeceğinden, bu düzenin çalışmamasından ve belli kişi yada kurumlar tarafından korunmasından doğal bir durum olamaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder