12 Ağustos 2009 Çarşamba

Devlet ve Doktrin (State and Doctrine)

Toplumları toplum yapan değerlerin başında dil, din, ülke, tarih, kültür gibi değerlerin geldiği söylenir. Ortak bir dilin olması şüphesiz beraber yaşayabilmek için şarttır. Yoksa nasıl anlaşacağız. Keza ülkenin aynı olması lazımdır ki fiziki olarak birarada olabilelim. Fakat bunun dışındaki değerlerin ortak olması o kadar gerekli değildir. Nitekim etnik yapısı karışık devletlerin farklı dinleri ve kültürleri pekala bir arada yaşatabildiği görülmektedir. Osmanlı çok kültürlü bir imparatorluktu. Günümüzde amerika çok kültürlü ve uluslu bir devlete en iyi örnek teşkil eder. Brintanya devleti de bir çok milleti aynı çatı altında barındırmaktadır. Demek ki yukarıda saydığımız özellikler aslında toplu halde yaşamanın olmazsa olmaz şartları değildir. Fakat olursa toplu halde yaşamayı kolaylaştıran unsurlardır. Yani aynı dinden değilsek, aynı dili konuşmuyorsak, aynı kültüre sahip değilsek birarada yaşamak mümkün olabilmektedir. Fakat bu birlikteliğin ayakta kalması için daha çok efor sarfetmek gerektiği aşikardır. Üstelik işlemeyen bir hukuk düzeni varsa bu ayrılıkların derin çatlaklara dönüşmesi çok da uzun bir zaman almayacaktır.
Yukarıda saydığımız unsurlar ideolojik bir devletin özellikleridir. Doktrin devletleri ortak ulusal değerleri birlik ve beraberlik unsuru olarak kabul ederler. Çünkü devleti ayakta tutan ana değerler bunlardır. Dilin, dinin, kültürün, tarihin, ortak olması ayakta kalmanın şartıdır. Çünkü doktrin devletlerinde hukuk düzeni sorunu vardır. Hukuk düzenine dayalı bir yönetim şeması olmadığı için devletin bünyesindeki bu yapısal zaaf diğer kurumlarla doldurulmak zorundadır. Dolayısıyla doktrin devletlerinde özgürlük anarşinin ilk adımıdır. Eğer doktrin devleti din, dil, kültür, tarih ayrılığına özgürlük ve hak gerekçeleri ile hoşgörü ile bakmaya başlarsa kendi sonunu hazırlamış olur. Çünkü bunların üstünde yer alan ve insanlığın ortak yaşam alanı sayılan hukuk temeli ortada yoktur. Bu temel olmadan yaşayan toplumun farklılıklarına resmi izin verildiğinde, bölünme başlar. Doktrin devleti, hukuk devletine dönüştürülmeden dil, din, kültür, tarih gibi değerlerin gözardı edilmesi imkansızdır. Bu imkansızlık dilin ortak olmasını zorunlu kılar. Bu imkansızlık dinin ve tarihin ortak olmasını zorunlu kılar. Bu zorunlulukların ortadan kalkması için hukuk devletinin inşa edilmesi gerekir.
O halde hukuk düzeni hakimiyetini tesis etmeden, doktrin devleti yapısından hukuk devleti yapısına geçmeden, doktrin devletini ayakta tutan değerleri görmezden gelmek mümkün değildir. Dolayısıyla bu değerleri tasfiye etmek son derece tehlikelidir. Hukuk devleti tesis edildikten sonra bu değerlerden sarfınazar edilmesi bir sakınca oluşturmayacak, çünkü bu değerler toplumu ayakta tutan değerler olmaktan çıkacak, onun yerine insan hakları gelecektir.

Hiç yorum yok: