Hukuksuzluk cinnettir, anlamsızlıktır. Hukuksuz toplumun tüm kurum ve kurullarının içi boştur, görüntüden ibarettir. Böyle bir toplumda kamu adına dile getirilen her şey, bir temenniden, bir dilekten ibarettir. Gerçekleşmesi imkansızdır. Böyle toplumlar kahramanlarını beklerler. Kahramanı hukuk ve adalet yerine ikame etmenin imkansızlığını kavrayamadan yaşamlarına devam ederler. Hukuksuz bir toplum gerçekten cinnet toplumudur. Doktorun vardır hastalığın bitmez, hakimin savcın vardır davan bitmez, öğretmenin vardır cehaletin bitmez, ekonomistin vardır borcun bitmez, mühendisin vardır arızan bitmez, müteşebbisin vardır ihracatın artmaz, bankacın vardır faizin düşmez, vs. İşte bu ters orantıların tamamının nedeni, hukuk düzeninin devlet hayatına egemen olmamasıdır. Adalet toplumda genel düzenleyici hormon vazifesini görür. Hukuksuzluğun neden olduğu eksiklikleri ortaya koyarak genel düzeni tanzim edici fonksiyonunu ispatlayabiliriz. Örneğin; Türkiye’de, zengin kesimin fakir kesime oranı, batı ölçüsünde eğitim alanların oranı, doğal kaynakların değerlendirilme oranı, otoyolların diğer karayollarına oranı, orman alanlarının oranı v.s % 5-10 dur. Hukuk devleti statüsü ihraz edildiğinde bu oranlar % 90 lara ulaşacaktır. Nitekim batı Avrupa ülkelerinde bu oran % 90 lara ulaşmış bulunmaktadır. Görüldüğü gibi hukuksuzluğun meydana getirdiği arıza oranları her sahada aynıdır. Yine hukukun rehabilitasyonu her alanda aynı oranda olmaktadır. Bütün bunlar bize hukukun genel düzenleyici bir fonksiyona sahip olduğunu göstermektedir. “Sosyalistler adaleti organize eden hukukun neden işgücü, eğitim ve dini de aynı şekilde organize edemeyeceğini sorarlar? Neden hukuk bu amaçlar için de kullanılmasın? Ancak, böyle bir soruyu sorarken çok önemli bir noktayı unuturlar. O da, hukukun bu faaliyetleri de düzenlemeye kalktığında asıl amacı olan adaleti tahrip edeceği gerçeğidir. Tekrar hatırlatalım ki hukuk, kolektif bir dayatma gücü olup, bu gücün asli amacının dışında kullanılması onu tahrip eder.”[1] F. Bastiat hukukun kollektif bir dayatma gücü olduğunu ifade ederek, genel düzenleyici bir hormon vazifesi gördüğünü ifade etmektedir. Kollektif dayatma gücü olan hukuk, kendi alanını düzenlediğinde diğer tüm alanları da düzenlemiş olacaktır. Yargı düzeninin faaliyet alanları farklı olan kurumları doğrudan düzenlemesi söz konusu değildir. Zaten kuvvetler ayrılığı ilkesi buna manidir. Yargı kendi faaliyet alanını düzenlediğinde, diğer sektörel ve kurumsal alanlarda kendiliğinden düzenlenmiş olacaktır. Bu nedenle öncelikle adalet düzeninin ıslah edilmesi hukuksuz yönetimler ve Türkiye için hayati önem taşımaktadır.
[1] Bastiat, Frederic, The Law, I. Baskı Aralık 1997, Fransızca’dan İngilizce’ye çeviren Dean Russell, İngilizce’den çeviren Yıldıray Arsan, Liberal “Düşünce Topluluğu”, 1850, Yayınları: 13, s. 2. den alıntı Hukuk devleti Mehmet Kayhan tetkik hâkimi adalet dergisi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder