25 Eylül 2010 Cumartesi

Kamu yönetiminin ıslahı ve hukuk

Devlet idaresi konusunda “hükümdar aynası” niteliğinde, yüz yıllardan bu yana pek çok eser kaleme alınmıştır. Prof. Dr. Birgül Ayman Güler çok değerli bir araştırma yaparak, kamu yönetiminde sorunların çözüm yollarına dair tarihi kaynakları ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmasını “devlet reformunu tarihten çalışmak” adı altında bir makalede toplamıştır. Bu değerli çalışmanın bize verdiği bilgilerden, kamu yönetimi sorununun tarihten bu yana mevcut bir vakıa olduğunu görmekteyiz. Fakat Türk tarihinde sorunun devamlı tartışılmasına rağmen, bir türlü netice alınamamış olması dikkate değer bir olgudur. Devlet yönetiminde adaletin temel esas olduğu tüm düşünür ve  devlet adamları tarafından ortak mütalaa olarak serdedilmiştir. Fakat adaletin uygulamada gerçekleştirilmesi söz konusu olunca, ya bu becerilememiş yada niyet ile amel birbirini tutmamıştır. Genellikle cehalet, misyon ve vizyon eksikliği, samimiyetsizlik, günü kurtarma gayretleri, çıkar mücadeleleri, adaletin fiili bir gerçek ve olgu olarak hayata yansımasına mani olmuştur. Neredeyse 1000 yıldan bu yana yönetime yol gösteren ve kamu yönetimi sorunlarının aşılması için tavsiyeler içeren metinlere, eserlere, layihalara, risalelere rastlanmaktadır.  “Kendi isteği ile sultana sunulan ve reformlar hakkında çeşitli öneriler içeren yirmi küsur layihada kamusal reform, ekonomik iyileşme, ve herkesin onayıyla önceden kararlaştırılmış kapsamlı bir reform ihtiyacı vurgulanmaktaydı.”[1] Prof. Dr. Birgül Ayman Güler’in araştırmasında bu  eserlerin sırasıyla “(Kelile ile Dinme- I. Murat için çeviri), (Ali Çelebi tarafından Humayunname adıyla Sultan Süleyman’a sunulan çeviri), (1082 yılında yazılan ve Farsçadan 1350-1432 arasında altı kez çevirilen Kabusname), (Şair Ahmedi’nin İskendername adlı Germiyan beyi için yazılmış, ama I.Bayezıd’a sunulmuş yapıtı), (1488-1495 arasında Tursun Bey tarafından yazılan Tarih-i Ebu’l Feth), (1541-1563 arasında yazılan Sultan Süleyman’ın veziri azamı Lütfi Paşa’nın Asafname çalışması), (1581 tarihinde yazılan Mustafa Ali’nin Nushatü’s-selatin adlı yapıtı), (1596’da Hasan Kafi el-Akhisari Usuli’l-hikem fi nizamü’l-alem), (1608’de Veysi Efendi Habname), (1606’da yazarı bilinmeyen Kavanin-i Yeniçeriyan), (1618-1622 yazarı gizlenmiş Kitab-ı müstetab), (1631’de Koçi Bey, Koçi Bey Risalesi), (1653 Katip Çelebi Desturü’l-amel li-islahü’l-halel), (1675 Hüseyin Hezarfen Telhisü’l-beyan fi kavanin-i al-i Osman), (Mehmet Halife tarafından 1650’li yıllarda yazılan Tarih-i Gılmani), olarak sayılmakta ve reform çalışmalarına katılmış kişilerin (Polonyalı Panatovskiy -Demirbaş Şarl’ın yakınlarından-, II. Ferenç Rakoçi (Ferenc Rakoczi II) (1676-1735), İbrahim Müteferrika (1674-1745), Kont de Bonneval - Humbaracı Ahmed Paşa (1675-1747), Ahmet Resmi Efendi (1700-1783), Baron de Tott (1733-1793), Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Nesayihü’l-Vüzera ve’l-Ümera (?-1717),” “Mahmud Raif Efendi, Koca Yusuf Paşa, Dimitriy Kantemir, Kemal Beydilli, Tokatlı Mustafa Ağa, Ebubekir Ratıp Efendi, Kadı Abdurrahman Paşa, Seyyid Mustafa Efendi, Tatarcık Abdullah Efendi, Veli Efendi-zade Emin Efendi, Salih Efendi-zade, Aşir Efendi, Hayrullah Efendi, Defterdar Şerif Efendi, Çavuş-başı Raşid Efendi, Abdullah Berri Efendi, Hakkı Bey (Vezir Hakkı Paşa), Çelebi Mustafa Reşid Efendi, Gizli Sıtma İbrahim Efendi, Rasih Mustafa Efendi, Enveri Efendi, Laleli Mustafa Efendi, Ali Raik Efendi, Mustafa İffet Bey, Beylikci Sun’i Efendi, Firdevsi Efendi, Mehmet Sadık Rıfat Paşa (1807-1857), Ragıp Efendi, Gülzar-ı Fütühat Risalesi (II. Mahmud), Mehmet Sait Halet Efendi (1760-1823), Mustafa Reşit Paşa (1800-1858) (Hazırladığı Layihalar – Risaleler – Raporlar; 1839 tarihli layiha, 1841 tarihli layiha, Layikine Memuriyet ve Rütbe Verilmesi Hakkında Layiha, 1843 tarihli layiha, Ülkenin kalkındırılması için ileri sürülen önlemler (1845), 1847 tarihli layiha, 1848 tarihli layiha, 1855 tarihli layiha, Risale-i Ahlak, Zeyl-i Risale-i Ahlak, İdare-i Hükümetin Bazı Kavaid-i Esasiyesi, Avrupa’nın Ahvaline Dair Risale,)  Mustafa Sami Bey, Tunuslu Hayrettin Paşa (1809-1882), Ahmet Fethi Paşa, Mehmet Emin Ali Paşa (1812-1871), Keçecizade Mehmet Fuad Paşa (1815-1869), Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895), Sakızlı Ohannes Paşa (1836-1912), Mithat Paşa (1822-1884), Lord Palmerston (İngiliz Dışişleri Bakanı), Lord Stratford Caning (İngiliz Büyükelçisi), David Urquhart, Sir Hanry Layard (1830-1837 yılları arasında elçilik başkatipleri), Metternich (Avusturya Prensi) ve Kont Appony (Avusturya Elçisi), Sir H. Bulwer (İngiltere elçisi), Münif Paşa (1830-1910), Ali Suavi (1839-1878), Ziya Paşa (1825-1880), Namık Kemal (1840-1888), Mısırlı Prens Mustafa Fazıl (1829-1875), İbrahim Şinasi (1826-1871), olduğunu ifade etmektedir. Görüldüğü gibi Osmanlı devlet adamları, aydınları, kamu yönetimi sorunları karşısında duyarsız kalmamışlardır. Her zaman devlet yönetiminde olması gereken düzenin ne olduğu sorusunun cevabı aranmıştır. Bu eserler incelendiğinde “geleneksel olarak hassasiyetle vurgulanan rüşvet ve zulmün yaygınlaşması, adalet kavramının sarsılması, müesseselerin iyi işlememesi, yetki ve sorumluluk sahibi kimselerin ihmal veya menfaat sebebiyle bunun gereğini yerine getirmemeleri, askerin disiplinsizliği gibi sebepler gözlemcilerin müştereken saydıkları konulardır.”[2] “Viyana büyük elçisi Ebu Bekir Ratıp tarafından hazırlanan rapora göre; çağdaş bir devletin özellikle disiplinli bir orduya, sağlam bir maliyeye, iyi yetişmiş kamu görevlilerine sahip olması, halkın emniyet ve refah içinde yaşaması gerekirdi.”[3] Günümüz layihacıları gibi Osmanlı çözüm müellifleride sorunları ortaya koymakta ustaydı. Adalet düzeni olmadan disiplinli bir ordu olamazdı. Siyaset adalete itibar etmeyince ve yolsuzlukların merkezi olunca askeri kışlasına sokmak imkansız hale geliyordu. Yolsuzluklar ve suiistimaller maliyeyi iflas ettirmişti. İyi yetişmiş ama hukuk denetimi dışında çalışan kamu görevlileri devleti soymakta daha usta haline geliyorlardı. Bu nedenle olması gerekenlerin neden olmadığını ortaya koymak lazımdı. Yoksa olması gerekenleri herkes biliyordu. Ama olması gerekenler nedene bir türlü olamıyordu? Bu sorunun cevabını veren yoktu.


[1] Asker ve siyaset Kemal H. Karpat 2010 bası s. 29
[2] Osmanlı esas yapısının bozulması ve ıslahı üzerine gözlemler Prof. Dr. Mehmet İpşirli s.225
[3] Karpat age. s. 29

Hiç yorum yok: