25 Eylül 2010 Cumartesi

İdeal devletin geometrik yapısı

İdeal bir toplumun ve devletin şekli nasıl olmalıdır? İlkokul çocukları gibi elinize kalemi kâğıdı alın ve hemen basit bir ev resmi çizin. Önce bir dikdörtgen, üstüne ona uygun bir üçgen. Evin güzelliği toplumun güzelliğini yansıtacaktır. Alttaki kare halkı, üstteki üçgen yani çatı, aydınları, halkın içinden çıkan seçkinleri, akıllı ve yetenekli her tür meslek grubunu temsil eder. Burada her meslek grubundan insan vardır. En iyi ayakkabıyı imal eden ve marka haline getiren bir ayakkabı imalatçısı çatıda yer alır. Yoksa çatıda sadece profesörler, doktorlar, mühendisler, gazeteciler, futbolcular, popçular, valiler, paşalar vs. yer almaz. Tüm çağların düşünürleri toplumu işlevlerinden bağımsız olarak oluşturdukları, peşin olarak yücelttikleri, meslek mensuplarının hâkimiyetine sokmaya çalışmışlardır. Mesela; platon filozofun hâkimiyetine önem verir. Halbuki mesleklerden birisi çatıyı oluşturmaz. Meslek mensuplarının en iyileri çatıyı oluşturmalıdır. Sieyes bu nedenle “ayrıcalık kazanan bir vatandaşın kendini bir vatanın değil, belli bir sınıfın ve mesleğin üyesi sayar, bütün çabasını bu sınıfın yücelmesine yöneltir. Böylece ayrıcalık taşıyan her sınıf ulusun hakkını yiyerek büyüyecektir” demiştir. Bu hatalı anlayış nedeniyle çatıyı ele geçirmek isteyen mesleki korporasyonlar arasındaki mücadele halen sürmektedir. İhtilaller bu yanlış anlayış nedeniyle yapılmaktadır. Çatıya dâhil olmanın kriteri adalet değeridir. Ayıklayan ve çatıya taşıyan sistem yargısal süzgeç olmalıdır. Ayıklayan sistemin kuralları hukuktur. Görüldüğü gibi bir toplum ve devlet kurmak istiyorsanız, hukuksuz bunu başaramazsınız. Hukuka aykırı olarak oluşan bir çatı çöker. Nitekim Osmanlı tabandan değil, tavandan çökmüştür. Bu nedenle hukuka uygun olan meslek yapılaşması dikey meslek yapılaşmasıdır. Türkiye’de meslekler yatay olarak yapılaşmakta ve bir meslek diğer mesleklerin üzerine çıkarak, toplumsal piramidi oluşturan sınıf katmanlarının üzerine yerleşmek istemektedir. Hukuksuz demokrasilerde ve yönetimlerde piramidin tepesinde siyaset sınıfının yer aldığı katman vardır. Bunun altında büyük burjuva, asker, yüksek bürokrasi, vs. yer almaktadır. Her meslek katmanı diğerinin üstüne çıkmak için mücadele vermektedir. Siyaset sınıfı üst katmandan alınıp bazen yerine askeri sınıf geçmektedir. Çoğu kere de büyük burjuvazi demokrasilerde siyaseti dolaylı olarak eline geçirerek piramidin tepesine oturmaktadır. Bu sebeple Türkiye’nin kurum ve meslek prensliklerinden oluşan birleşik krallık olduğunu söyleyebiliriz. Bazen bu toplum piramidinin yukarılarına herhangi bir devlet kurumu bile tırmanabilmektedir. Sosyal ve ekonomik statü itibarıyla bir çok devlet kurumu toplumsal düzenin seçkinler kısmına yerleşebilmektedir. Halbuki belirttiğimiz gibi toplumu taşıyacak olan lokomotif sınıf tüm mesleklerin seçkinlerinden oluşmalı ve piramidin tepesine oturmalıdır. Nitelik ayrımı yapılmaksızın egemenlik locasına belli bir meslek mensuplarının oturmaya çalışması toplumun geleceğe taşınmasını engellemektedir. Devlet ve toplum mesleki korporasyonların tutsağı haline gelmiştir. Türkiye hukuksuz yönetim anlayışı nedeniyle mesleklerin yatay olarak yapılaşmasına ve üst sıralara çıkmak için mücadele vermesine neden olmaktadır. Bu mücadele toplumsal kargaşanın en büyük sebeplerinden birisidir. Halbuki meslekler dikey olarak yapılaşmalı ve yatay olarak diğer mesleklerin seçkinleri ile buluşmalıdır. Böylece yatay sınıflarda her meslekten seçkin bulunurken, dikey yapılaşmada sadece belli bir mesleğin mensupları bulunacaktır. Bu düzenin verimli olabilmesi için dikey yapılaşmada mesleklerin en iyilerini yukarılara taşıyacak bir sisteme sahip olması gerekir. Kayırma ve kollama yoluyla mesleki sınıfların tepesine oturan kişilerden oluşacak yatay bir sınıflaşma oligarşiden başka bir şey olamaz.

Hiç yorum yok: